Nükleer Enerjide Bu Israr Niye?

21 November, 2009

TETAŞ’ın yaptığı yazılı açıklama ile Türkiye’nin dördüncü nükleer santral ihalesi de iptal edildi. Ancak 2010 içinde iki yeni ihale açmak isteyen hükümet hala bu dört kötü tecrübeden ders çıkartmıyor.

nuekleerle-ya-amaya-haz-r-m-s-nTETAŞ Genel Müdürü Hacı Duran Gökkaya tarafından yapılan açıklama ile nükleer santral ihalesi resmen iptal edildi. Danıştay tarafından alınan karardan sonra TETAŞ’In iptal kararı sürpriz değil ancak şaşırtıcı olan hükümetin hala nükleer santral hevesinden vazgeçmemiş olması.

Enerji Bakanı Taner Yıldız, hükümetin nükleer santral yapma konusundaki kararlılığını her fırsatta dile getirirken, Bakanlığın 2010 yılı planları içerisinde Mersin ve Sinop için iki yeni nükleer santral ihalesi bulunuyor. Açılacak ihaleler için ise kamu ortaklığı sağlanması ve süreçlerin 2010 baharında başlatılması planlanıyor.

Sonuçta, hükümet ve TETAŞ nükleer enerjinin ne kadar pahalı olduğunu kanıtlayan bu dört başarısız tecrübeye rağmen hala nükleer yanlışında ısrar ediyor.

“Nükleer vergisi” mi geliyor?

Nükleer enerjide astronomik maliyetlerin bu ihale ile bir kez daha ortaya çıktığını söyleyen Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu Korol Diker’e göre nükleer enerjideki bu anlamsız ısrar, kamu ortaklığı gibi yeni teşviklerin sağlanmasına sebep oluyor ve bu da maliyetin bir kısmının başka vergilerin altına mı gizleneceği konusunda soru işaretleri oluşturuyor.

Maliyet ve süre aşımları nedeniyle, bugüne kadar sadece özel sektör eliyle gerçekleştirilebilmiş nükleer santral projesi yok. Dünya Bankası ve Asya Kalkınma Bankası’nın kriterlerine göre de bu yatırımlar çok riskli.

Nükleerin sadece maliyet değil insan ve çevre sağlığı açısından da son derece riskli olduğuna dikkat çeken Diker nükleer enerjinin sahip olduğu çözümsüz atıklarla sadece bizlerin değil gelecek onlarca kuşağın hayatına da girmiş olacağını söylüyor.

“Nükleerle yaşamaya hazır mısınız?”

Greenpeace’in nükleer masalı sonsuza kadar ortadan kaldırmak için başlattığı kampanya, Çernobil felaketinin yıl dönümü olan 26 Nisan 2010 tarihine kadar “1 Milyon radyoaktivist”i biraraya getirmeyi hedefliyor.

Çünkü hiçbir hükümet 1 milyon vatandaşının talebine hayır diyemez.

Bu yazıyı paylaşın:
  • Facebook
  • Print this article!
  • FriendFeed
  • Digg
  • del.icio.us
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • Live
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Tumblr
  • Twitter
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkedIn

Hayalet şehir Pripiat

20 November, 2009

Yeryüzünün en büyük hayalet şehri. 22 yıldır bu halde. 900 yıl daha, burada hiç kimse yaşayamayacak.

26 Nisan 1986′da, akşam saatlerinde, Ukrayna’nın Pripiat şehrinde hayat her zamanki gibi normal seyrinde devam ediyordu. İnsanlar işten çıkmış, evlerinin yolunu tutmuş, akşam yemeği hazırlanmıştı. Hiç kimse, sabah gözlerini kendi yatağında açamayacağını, uzun ve zorlu yollara düşeceğini aklının ucundan bile geçirmiyordu.

ghost_city_pripiat

Bu bir korku filminin senaryosu değil, gerçeğin ta kendisi. 22 yıl önce, 26 Nisan akşamı, Çernobil nükleer santralinin 4 numaralı reaktöründe bir patlama yaşandı. Dünya bu faciadan zar zor haberdar oldu. Sovyetler’in iletişimi engelleme mekanizması tam olarak devreye girmişti. Ama sonunda korkunç boyutlara ulaşan nükleer faciayı gizleyememişti.

İşte o gece, Çernobil’in 10 kilometrelik tehlikeli çemberine giren 49 bin nüfuslu Pripiat boşaltıldı. Asker devreye girdi. Gece yarısından sonra başlayan acil boşaltma işlemi için yüzlerce otobüs şehrin merkezine dizildi. İnsanlar evlerini bir anda boşaltmak zorunda kaldı. Boşaltma işlemi öyle hızlı gerçekleştirildi ki hiç kimse yanına birkaç parça giyecek ve belki de aile albümleri dışında hiçbir şey alamadı. Pripiat’ı terk eden otobüs konvoyu 20 kilometreyi aştı. Boşaltma işlemi 30 saatte tamamlandı.

O gün bugün hayalet şehir olan Pripiat, 900 yıl daha böyle kalacak. Bilim adamları, Çernobil’den sızan en zararlı radyoaktif partiküllerinin yok olması için en az 900 yıl geçmesi gerektiğini söylüyor. Tüm radyoaktif partiküllerinin tamamen yok olması için, 48 bin yıldan bahsediliyor.

Pripiatlılar ise yeni bir yerde, zor da olsa hayata yeniden başladılar. Tabii aralarından birçoğu radyoaktif etkiden kurtulamadı. Geriye kalanlar ise her şeye rağmen Pripiat’ı özlemle anıyor.

Hiroşima ve Nagasaki’den beter

Çernobildeki 4 numaralı reaktörün patlaması sonucu Hiroşima ve Nagasaki’ye atılan bombaların 100 katı kadar radyasyon havaya karıştı, radyoaktif bulutlar rüzgarında etkisiyle Güney Afrika’ya kadar ulaştı. Yağan yağmurlar Karadeniz ve Edirne’de bulutları yere indirdi. En mütevazi rakamlara göre, üç ülkede 146 bin kilomerelik bir alan radyoaktif kirlenmeye maruz kaldı. Bu, İtalya’nın yarısı kadar bir alana denk düşüyor. 52 bin kilometrelik Danimarka büyüklüğünde bir tarımsal alan da kirlendi. 380 bin kadar çocukta kan kanserleri, tiroid sorunları ve anemiler saptanmıştır.

Çernobil’den ürkütücü rakamlar

3 milyon çocuğun tedavi görmesi gerekiyor.

Kazanın sonuçlarıyla başa çıkılması, “temizlik” ve patlayan reaktörün üzerini örten lahidin inşa edilmesi işlerinde çalışan 600 bin insanın radyasyona maruz kalmanın etkileri açısından sürekli olarak izlenmeleri gerekiyor.

Yetişkinlerde tiroid kanserine rastlanma oranı kazadan sonra on kat artış gösterdi.

3 milyondan fazla insan faciadan doğrudan etkilenen Çernobil kurbanları statüsünde kayıtlı durumda.

2,5 milyon hektarı aşkın zengin tarım toprağı artık kullanılamıyor.

Şu anda bir milyonu çocuk olmak üzere 3,5 milyon insan, Ukrayna’nın radyasyonla kirlenmiş topraklarında yaşıyor.

Sakat doğumlar ve büyüme bozuklukları Ukrayna’da %230, Beyaz Rusya’da ise %180 arttı. Şiddetli bağışıklık sistemi bozuklukları görülen çocuklara, 2 ile 3,5 kat daha fazla rastlanmakta.

380 bin kadar çocukta kan kanseri, tiroid sorunları ve anemi saptandı.

7,1 milyon insanın gelecekte ciddi sağlık sorunları yaşaması beklenmektedir.

Kaynak: Hürriyet

Şimdi harekete geçin!

Bu yazıyı paylaşın:
  • Facebook
  • Print this article!
  • FriendFeed
  • Digg
  • del.icio.us
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • Live
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Tumblr
  • Twitter
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkedIn

80’ler geri geldi!!! Korkmayın, vatkalar değil, Tetris geldi :)

19 November, 2009

İyi ki bazı şeyler geçmişte kalıyor: Cherry Cherry Lady, kafamızdan büyük vatkalar, toz pembeler-maviler, kabarık saçlar… Ve 1986’da Çernobil’de patlayan Rus nükleer teknolojisi…

Ama bir de güzel tarafı var, hiç eskimeyenler var: Depeche Mode, Geleceğe Dönüş filmleri… Veeee Tetris! 1984’te Rus bilgisayar mühendisi Aleksey Pajitnov tarafından yapılan, 80’lerin en güzel oyunu Tetris’i yeniden oynamaya var mısın?

İşte sana Nükleer Tetris! Deli gibi oyna, bütün arkadaşlarınla paylaş, onlar da oynasın, rekorlarını karşılaştır, oynadıkça oyna… Oyuna ara verdiğinde bir dakikanı da kendi geleceğine ayır. Henüz imzalamadıysan nükleer atıklara karşı imzanı at. 80’lerin Rus icadı Tetris’e evet, 80’lerin Rus nükleer teknolojisine hayır de. E sonra oyuna devam.

Tetris’le oyna, geleceğinle oynama!

facebookicon Facebook’ta Paylaş

Nükleer Tetris’i kendi sayfanda kullanmak için aşağıdaki kodu kullanabilirsin.

Bu yazıyı paylaşın:
  • Facebook
  • Print this article!
  • FriendFeed
  • Digg
  • del.icio.us
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • Live
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Tumblr
  • Twitter
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkedIn

Artık Yeter!

17 November, 2009

Artık Yeter!

Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın dün yaptığı açıklamayla, beklenildiği üzere Akkuyu için gerçekleştirilen nükleer santral ihalesinde iptal yoluna gidildiği ortaya çıktı.

Bakan Yıldız açıklamasında TETAŞ’ın hazırladığı raporu Bakanlar Kurulu’na göndermek yerine geri iade edeceklerini belirtirken sözlerine “3-4 ay içerisinde Sinop için ihaleye çıkmalıyız” diyerek devam etti.

Bu açıklama Türkiye’ye 2 yıl kaybettiren bu nükleer santral ihalesinin de iptal yolunda olduğunu ortaya koyarken, Türkiye için kirli nükleer enerji kâbusunun sona ermediğini gösteriyor.

Bugüne kadar Mersin ve Sinop halklarına rağmen nükleer enerji planlarına devam eden, konunun tartışılmasına dahi izin vermeyen hükümetin bu tavrı, 2010 yılında da Türkiye’nin enerji alanındaki gerçek sorunlarına çözüm bulmak yerine kirli enerjilerle zaman kaybedileceği anlamına geliyor.

Bu yazıyı paylaşın:
  • Facebook
  • Print this article!
  • FriendFeed
  • Digg
  • del.icio.us
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • Live
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Tumblr
  • Twitter
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkedIn

Hükümet şaka yapıyor olmalı!

16 November, 2009

NükleerMickey

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın İran’ın göndereceği uranyumun Türkiye’de saklanması önerisine sıcak bakan hükümet üyelerinin riskleri hesaba katmadan yaptıkları bu açıklamalar ciddi olamaz!

Geçtiğimiz hafta, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Muhammed El Baradey, nükleer silah yapılmasını önlemek üzere İran’dan gelecek uranyumun Türkiye’de saklanmasını önermişti. Önce Enerji Bakanı Taner Yıldız “Uranyum depolamaya hayır demeyiz” dedi. Ardından Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, böyle bir öneriye hükümet olarak sıcak baktıklarını açıkladı.

Radyoaktif taşıma ve saklama işlemlerinden kaynaklanabilecek her türlü güvenlik sorununu hesaba katmadan yapılan bu açıklamalar şaka olmalı!

Dünyada radyoaktif atıkları uzun dönemli saklamak için hiçbir çözüm olmadığına dikkat çeken Greenpeace Enerji Kampanyası Sorumlusu Korol Diker, “Türkiye hiçbir atığı saklayabilecek durumda değilken, üstelik radyoaktif atık taşımacılığı bugün Avrupa’da bile büyük kaza riskleri taşırken, İran’ın zenginleştirilmiş uranyumu Türkiye’ye neden getiriliyor?” diye sordu.

Diker “Bu riskleri düşünmeden karar veren bakanlarımız şaka yapıyor olmalılar” dedi ve ekledi: “Sayın Davutoğlu, İran için yaşamsal önemde olduğunu belirttiği uranyumun Türk insanı için ne kadar ölümcül olabileceğini düşünmüyor. Bakanlarımız her ülkenin kurtulmak için uğraştığı radyoaktif maddelere Türkiye’nin kapılarını açmak yerine yetkilerini ‘Nükleerden Arındırılmış bir Ortadoğu’ fikrini kabul ettirmek için kullanmalı”.
Türkiye, İran’dan gelecek uranyuma neden hayır demeli?

Yüksek düzeyde toksik radyoaktif elementlerin taşınması ve saklanması, nükleer enerjinin en büyük risklerinden birini oluştururken, uranyumun taşınması ve depolanması çevre ve toplum sağlığı için geri döndürülemez riskler taşımaktadır.

Ayrıca, Türkiye’nin uranyum zenginleştirme ve saklama hakkında deneyimi, bilgisi ve tesisleri yetersizdir. TAEK’in (Türkiye Atom Enerjisi Kurumu) radyoaktif maddelerin yönetimi ile ilgili geçmiş deneyimleri de bunun kolaylıkla bir felakete dönüşebileceğini ortaya koymaktadır.

Uranyumun taşınması için kullanılması olası Türk demiryollarının güvenliği, (bugüne dek yaşanan kazalar düşünüldüğünde) büyük soru işaretleri yaratmakta, söz konusu maddelerin kara yolu ile taşınması ise çok daha büyük riskler oluşturmaktadır.

Bir nükleer reaktör yıllık yaklaşık 25-30 ton nükleer atık üretmektedir. Nükleer enerjinin 50 yıllık geçmişinde harcanan yüz milyarlarca dolara rağmen nükleer endüstrisi atıkların kalıcı olarak saklanması için hiçbir çözüm bulamadı. Varolan tek kalıcı atık saklama projesi olan Yucca Dağı projesi ise takvimin 32 yıl gerisinde kaldıktan ve bütçesini 32 milyar Dolar aştıktan sonra, bu yıl Obama yönetimi tarafından sonlandırıldı.

Sadece nükleer enerji programlarının ilan edilmesi bile güvensizlik yaratmakta ve bölge ülkelerinin daha çok silah satın almasına sebep olmaktadır. Nükleer silahların yayılmasının engellenmesinde kalıcı bir çözüm, ancak bölgede ve dünyada uranyum zenginleştirmenin sonlandırılması, nükleer enerji programlarının bitirilmesi ve nükleer silahların imha edilmesiyle mümkündür.

Şimdi harekete geçin!

Bu yazıyı paylaşın:
  • Facebook
  • Print this article!
  • FriendFeed
  • Digg
  • del.icio.us
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • Live
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Tumblr
  • Twitter
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkedIn

Sizce de her eylem böyle mi olmalı?

14 November, 2009

Cuma günkü aktiviteden sonra Hürriyet “Her Eylem Böyle Olsa” başlıklı bir haber yayınladı. Ve ekteki video’yu kullandı. Greenpeace normalde böyle sanatla içiçe aktiviteler yapmıyor ve bu bizim için bir ilkti.

Sizlerin bu konuda ne düşündüğünüzü çok merak ediyoruz. Lütfen görüşlerinizi yorum yazarak bizle paylaşın. Bir sonraki eylemimiz daha fazla ses getirsin.

Hürriyet Video’larını izlemek için Flash 7 veya daha yüksek eklenti yüklenmeniz gerekmektedir. Yüklemek için tıklayınız!!!

Bu yazıyı paylaşın:
  • Facebook
  • Print this article!
  • FriendFeed
  • Digg
  • del.icio.us
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • Live
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Tumblr
  • Twitter
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkedIn

Anti-Nükleer Performans – Video

13 November, 2009

Greenpeace eylemcileri “Nükleerle yaşamaya hazır mısın?” sloganıyla başlattığı kampanya etkinliklerinin ilk ayağında “Abarjazz Avandgard Müzik Grubu” ile Tünel Meydanı’ndaydı. Gaz maskeleri ve varillerle gerçekleştirilen performansın video görüntüleri hazır.

Bu yazıyı paylaşın:
  • Facebook
  • Print this article!
  • FriendFeed
  • Digg
  • del.icio.us
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • Live
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Tumblr
  • Twitter
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkedIn

Tünel Meydanı’nda Anti-Nükleer Performans

13 November, 2009

Greenpeace eylemcileri “Nükleerle yaşamaya hazır mısın?” sloganıyla başlattığı kampanya etkinliklerinin ilk ayağında “Abarjazz Avandgard Müzik Grubu” ile Tünel Meydanı’ndaydı. Gaz maskeleri ve varillerle gerçekleştirilen eylemde hükümetin nükleer santral projelerini iptal etmesi istendi.

radyoaktivistler-tunel-meydan

Greenpeace eylemcileri, “Abarjazz Avandgard Müzik Grubu” ile birlikte Tünel Meydanı’nda gerçekleştirdikleri anti-nükleer performans ile hükümetin nükleer santral planlarını protesto etti. Yüzlerinde gaz maskeleriyle üzerinde radyasyon işareti bulunan varillerle müzik yapan eylemciler “Variller nükleer atık için değil, müzik yapmak için kullanılsın” dedi.

Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu Korol Diker ihale zarflarının açıldığı ilk günden itibaren nükleer santral ihalesinin hukuka aykırı süreçlerle yürütüldüğünü söylerek, Danıştay’ın, nükleer santral ihalesi yönetmeliğinin iptali için açılan davada verdiği karar da, bu sürece son noktayı koyduğunu belirtti: “Ancak bu yeterli değil. Hükümet nükleer enerji masalını anlatmaktan tamamen vazgeçene kadar mücadeleye devam edeceğiz.”

Hükümetin Türkiye’ye iki yıl kaybettiren nükleer enerji ısrarının tamamen politik olduğunu belirten Diker, yapılan bu hatadan acilen geri dönülerek gerçek çözüm olan temiz enerjiler için çabuk ve sağlam adımlar atılması gerektiğini söyledi: “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan randevu istiyoruz. Kendisine daha fazla kirli nükleer enerji ile vakit kaybetmek istemediğimizi söyleyeceğiz. Biran önce bu ihalenin iptali açıklansın, hükümet artık gerçek ve temiz çözümler için çalışmaya başlasın.”

Abarjazz Avangard Müzik Grubu

Greenpeace nükleer karşıtı kampanyasına destek vermek üzere eyleme katılan Abarjazz grubu üyeleri de varillerle gerçekleştirdikleri “Anti nükleer performans”la, Greenpeace’in nükleere karşı sesi oldu. Nükleer atık taşımakta kullanılan varillerle, daha güzel daha keyifli şeyler yapmanın mümkün olduğunu göstermek istediklerini söyleyen grup üyelerinden Karahan Kadırman müzik yapmaya toksik varilleri çalarak başladıklarını söyledi: “1998’de toksik varillerle, kötü niyeti müziğe çevirmek için yola çıktık. Bugün de Greenpeace’in anti-nükleer kampanyası sanatsal bir aktiviteye dönüşürken, biz de amacımıza ulaşmış olduk. Zaten etkinlik fikrini duyunca çok heyecanlandık. Hiç düşünmeden kabul ettik.”

Şimdi harekete geçin!

Bu yazıyı paylaşın:
  • Facebook
  • Print this article!
  • FriendFeed
  • Digg
  • del.icio.us
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • Live
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Tumblr
  • Twitter
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkedIn

Kopenhag’a 27 Gün Kaldı

11 November, 2009

Gezegenin Geleceği’nin son bölümünde, Greenpeace Akdeniz Genel Direktörü Dr. Uygar Özesmi nükleer enerji konusuna değiniyor.

Gezegenin Geleceği Greenpeace ve Açık Radyo 94.9 işbirliğiyle hafta içi her gün ana haber bülteninden sonra saat 18:05′de.

Greenpeace Akdeniz Genel Direktörü Dr. Uygar Özesmi’nin sunduğu 5 dakikalık program, dünyadan çevre ve ekoloji haberlerini dinleyiciler ile paylaşıyor. Program gezegenin kaderinin belirleneceği Birleşmiş Milletler Kopenhag İklim Zirvesi’ne doğru geri sayım devam ederken ülkelerde iklim değişikliği ile mücadelede alınan yol konusunda bilgiler verecek, siyasi ve sosyal gelişmeleri ele alacak. Programda çevreyle ilgili olup bitenler, sorunlar ve yapılması gerekenler konuşulacak, gelişmelere dair son haberler verilecek. “Gezegenin Geleceği” hepimizi ilgilendiriyor.

Kaynak: Açık Radyo

Bu yazıyı paylaşın:
  • Facebook
  • Print this article!
  • FriendFeed
  • Digg
  • del.icio.us
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • Live
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Tumblr
  • Twitter
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkedIn

Nükleer ihalesine durdurma

10 November, 2009

Danıştay, nükleer santral ihalesi yönetmeliğinin üç maddesinde yürürlüğü durdurdu.

DanistayDurdurmaSantral

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Nükleer Santral İhalesi Yönetmeliğinin 5. ve 10. maddeleri için yürütmeyi durdurma kararı verdi. Kurul, Danıştay 13. Dairesi tarafından yönetmeliğin 7. maddesi için daha önce verilen yürütmenin durdurulması kararını da yerinde buldu.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Başkanı Mehmet Soğancı yaptığı yazılı açıklamada, TMMOB’nin “Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun Kapsamında Yapılacak Yarışma ve Sözleşmeye İlişkin Usul ve Esaslar ile Teşvikler Hakkında Yönetmelik”in iptali için dava açtığını hatırlattı.

Danıştay 13. Dairesinin söz konusu dava çerçevesinde Yönetmeliğin 7. maddesinin yürütmesinin durdurulmasına karar verdiğini ve diğer maddeleri yönünden ise yürütmenin durdurulması talebinin reddedildiğini hatırlatan Soğancı, bunun üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna itiraz ettikleri ve Kurulun da itirazlarını kabul ettiğini bildirdi.

Soğancı, Kurulun, söz konusu yönetmeliğin ’yer tahsisi’ başlıklı 5. maddesi ve ’aktif elektrik enerjisi birim satış fiyatını oluşturma usul ve esasları’ başlıklı maddelerinde de yürütmenin durdurulmasına karar verdiğini kaydetti.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun verdiği kararla nükleer santral ihalesini geçersiz konuma koyduğunu ve ihalenin temelinin ortadan kalktığını ifade eden Soğancı, açıklamasına şöyle devam etti:

“Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararıyla birlikte yürütmesi durdurulan maddeler, nükleer santral ihalesini geçersiz konuma koymuştur. ’Yer tahsisi’ başlıklı maddenin ve teklifte sunulan birim satış fiyatına ilişkin esasları belirleyen maddenin yürütmesinin durdurulması ile ihalenin temeli ortadan kalkmıştır. Kurul, Danıştay 13. Dairesinin yönetmeliğin ’yarışmaya katılacaklarda aranacak şartlar’ başlıklı 7. maddesindeki yarışmaya teklif verenlerin nükleer santral işletmeciliği deneyimi olan şirketlerle ’anlaşma yapılacağına dair niyet mektuplarının bulunması’, süpervizörlük anlaşması yapılmasına yönelik olarak da ’veya anlaşma yapılacağına dair niyet mektuplarının bulunması’ yönündeki ibarelerin yürütmesini durdurmasını da yerinde bulmuştur. Kurul, ihalede katılımcıların sunacağı tekliflerin usul ve esaslarını belirleyen, yönetmeliğin 10. maddesinin yürütmesinin durdurulmasını da, birim satış fiyatlarına ’ulusal radyoaktif atık hesabı ve işletmeden çıkarma hesapları katkı paylarını da dahil edilmesinin 5710 sayılı nükleer santral kurulumuna ilişkin yasaya aykırı olduğuna dayandırmıştır.”

Tek katılımcı olmasına rağmen devam ettirilen, teklif fiyatı yüksek olmasına rağmen aynı şirketten hukuken geçersiz tekliflerde sonuçlandırılmaya çalışılan, yaratılan hukuki karmaşa içerisinde süre uzatımına gidilen nükleer santral ihalesi, yargının verdiği yönetmeliğe ilişkin yürütmeyi durdurma kararıyla hukuken sona erdiğini vurgulayan Soğancı, “Siyasal iktidarı uyardık, bir kez daha uyarıyoruz; ülkemizin nükleer santrallerden elektrik üretme macerasına atılmasına gerek yoktur” dedi.

Kaynak: Milliyet

Bu yazıyı paylaşın:
  • Facebook
  • Print this article!
  • FriendFeed
  • Digg
  • del.icio.us
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • E-mail this story to a friend!
  • Live
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • Tumblr
  • Twitter
  • Yahoo! Bookmarks
  • LinkedIn